-
Sevgi Ulcay
Tarih: 26-05-2026 19:56:00
Güncelleme: 26-05-2026 19:56:00
VİCDAN, AHLAK, ETİK..
Vicdan, ahlak ve etik çağrıları yapılıyor..
İyi de vicdan sadece empati değildir..
Koşulsuz da hiç değildir..
Çünkü empati çoğu zaman seçicidir..İnsan en kolay kendine benzeyene üzülür; kendi mahallesine, kendi fikrine, kendi aidiyetine yakın olana karşı duyarlılık gösterir..
Vicdan ise ilke gerektirir..
Akıl gerektirir..
En önemlisi de hafıza gerektirir..
Tolstoy’un dediği gibi:
“Vicdan hafızadır.”
İnsan geçmişte yaşanan acıları silerek değil, onlarla yüzleşerek vicdan sahibi olabilir..
Çünkü düşünmeyen, sorgulamayan ve geçmişle yüzleşmeyen vicdan; çok kolay propaganda, aidiyet ve sürü psikolojisinin emrine girer..O noktadan sonra ortada vicdan değil, taraf refleksi vardır..
Bugün vicdan çağrısı yapanların bir kısmı hala dünün sessizliğiyle yüzleşmiş değil..
Bu devletin farklı dönemlerde ötekileştirdiği halklara, Kürtlere, HDP’ye, Demirtaş’a, Can Atalay’a, gazetecilere, akademisyenlere, öğrencilere, emekçilere ve yıllarca hukuksuzluk içinde çürütülen binlerce insana yapılanlar karşısında ya sustular, ya alkış tuttular ya da “ama onlar farklı” diyerek kendilerini ahlaken muaf gördüler..
Şimdi ise hafızası hala canlı, acısı hala açık, sevdiği insanı, dostu, iradesinin temsili hala rehin olan insanlardan; hiçbir yüzleşme, hiçbir özeleştiri olmadan saf vicdan bekliyorlar..
Üstelik bunu yaparken hala utanmadan “DEM ne yapıyor?”, “o ne yapıyor, bu ne yapıyor?” diye suçlayıcı dil ile konuşmaya devam ediyorlar..
İnsanlara hem yıllarca susup hem bugün ahlak dersi veremezsiniz..
Acısı diri olan insanlara dönüp “geçmişi unut ve şimdi bizim için vicdan göster” demek; onların yaşadığı adaletsizliği yeniden yok saymaktır..
Asıl vicdansızlık da budur..
Ahlak; insanın hiç öfkelenmemesi, hiç kırılmaması ya da içinden karanlık duygular geçmemesi değildir..
Aristoteles’in dediği gibi:
“Ahlak, insanın tutkuları ile aklı arasında kurduğu dengedir.”..
İnsan bazen öfkelenir..
Bazen kırılır..
Bazen içinden “etme bulma dünyası” diye geçirir..
Çünkü insan en azından bazıları hafızası olan bir varlıktır..
Ama bizde “ahlak” çoğu zaman sadece kendi mahallesine duyulan sadakate dönüşüR..Kendi acısına duyarlılık, başkasının acısına körlük..
Kendine yapılınca “hukuk”, başkasına yapılınca “ama onlar farklı” diyorsan; orada etik değil, çıkar ve biat ilişkisi vardır..
Çünkü etik; duygusuzluk değil, ilkeye sadık kalabilme çabasıdır..
Etik; geçmişi silmek değil, geçmişle dürüst şekilde yüzleşebilmektir..
Etik; sadece kendine yapılan haksızlıkta değil, sana uzak olana yapılan adaletsizlikte de aynı ölçüyü koruyabilmektir..
Şükürler olsun; vicdanımız da, ahlakımız da, etiğimiz de dün de yerindeydi, bugün de yerinde..
Düşünün..Dokunulmazlıklar kalksın diye Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında duran, buna karşı çıkan milletvekillerine baskı kuran Özgür Özel için bile bugün “adalet” diyebiliyoruz..
Sarayın talimatlarıyla şekillenen, bu iktidarın yıllardır kontrollü muhalefet alanı olarak kullandığı ve bugün yeniden dizayn etmeye çalıştığı, tekrar noterini atadığı CHP için bile “adalet” diyebiliyoruz..
Çünkü mesele kişi ya da parti meselesi değil..
Mesele hukuksuzluk..
Mesele erkeni, geçi degil doğrudan dümdük faşizmdir..
Ama işte melek de değiliz..
İçimizden geçen öfkeyi, kırgınlığı, “demek aynı ormandaysan yılan bin yıl dokunmadan yaşamıyormuş” hissini yokmuş gibi yapıp steril bir ahlak, etik, vicdan performansı sergilemeye çalışmak da başka bir riyakarlık..
Biz en azından dürüstüz..
Şükürler olsun;, Riyakar da değiliz..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum