içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

MONTELLA'NIN O BAKIŞI!
 
Futbol bazen bir ülkenin aynasıdır.
Ama daha çok, o ülkenin görünmeyen hiyerarşilerinin, güç haritalarının ve güç ilişkilerinin kristalleştiği bir sahnedir.
​Sahada dönen topun hızı ve alınan sonuçlar bir süre sonra unutulur. Geriye kalan ve hafızaya kazınan ise, sahanın etrafında kimlerin, hangi sırayla ve hangi sıfatla durduğudur.
Bu fotoğrafa bakınca insanın aklına gelen ilk şey, yeşil sahanın aslında nasıl bir "balkona" ya da "protokol tribününe" dönüştüğüdür.
​Bir tarafta Dünya Kupası'na gitmiş bir milli takımın teknik direktörü. Yanında federasyon başkanı. Öbür yanında Spor Bakanı. Ve hemen yanlarında, milli takımla hiçbir kurumsal sıfatı olmamasına rağmen gücün ve nüfuzun merkezini temsil eden Cumhurbaşkanı'nın oğlu.
Soru şu.
Dünya Kupası'na katılan başka hangi modern ülkede böyle bir kare, milli formanın olağan bir parçası olarak ortaya çıkabilir?
​Elbette bazı otoriter ya da geçiş sürecindeki toplumlarda benzer ritüelleri görmek şaşırtıcı değil. Ancak futbolun sadece bir oyun değil, aynı zamanda bağımsız bir kurum olarak rüştünü ispat ettiği ülkelerde bu görüntü derin bir infial ya da en azından ironiyle karşılanır.
Çünkü gelişmiş bir futbol aklı bilir ki; başarının yakıtı siyasete yakın durmak, güç odağının gölgesinde serinlemek olamaz.
Başarı; kurallara, liyakate, kurumsal özerkliğe ve oyunun kendi doğasına sadık kalmakla inşa edilir. Siyaset futbola elini çok fazla bulaştırdığında, oyun oyun olmaktan çıkar, bir rıza üretme ve meşruiyet devşirme aracına dönüşür.
Bu yüzden fotoğrafa bakınca insan, Vincenzo Montella'nın yüz ifadesine takılmadan edemiyor.
Bir İtalyan rasyonalizminin ve futbol kültürünün içinden gelen bu adamın gözlerinde, adeta Albert Camus’nün "Yabancı"sını görüyorsunuz.
Sanki o da sessizce aynı soruyu soruyor.
"Ben burada tam olarak neyin içindeyim ve bu oyunun kurallarını aslında kim yazıyor?"
Bu yazı 2 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum