içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

HAYALET TARİHÇİNİN KAYIP KİTABI
 
Ege’nin ortasında, haritaların adını anmaktan çekindiği küçük bir ada vardı.
Dalgalar onu besler, fakat aynı dalgalar zaman zaman onun üstüne bir öfke gibi çöküp kıyılarını kemirirdi.
Ada halkı, deniz gibi değişken, rüzgâr gibi yönsüzdü.
Bu yüzden kaderlerini şekillendiren olay da bir rüzgâr gibi başlamıştı.
İki kardeş.
Büyük olanın adı Theron, küçüğünün adı Melian idi.
Theron sertti, Melian hızlı.
Theron konuşarak ikna ederdi, Melian susarak direnirdi.
Theron adanın doğusuna bakardı, Melian batısına.
Güneş birinin yüzüne doğarken, diğerinin ardına doğru batardı.
Kader daha en baştan onları iki ayrı ufka yazmıştı.
Bir gün adanın tek kutsal nesnesi olan Aytaşı kayboldu.
Bu taş, hiçbir rahibin adını bilmediği eski bir tanrıçanın mirasıydı.
Ay ışığında mavi, sabah ışığında gümüş, öğle sıcağında beyaz görünürdü.
Bu taşın kaybolması demek, adanın uğurunun eksilmesi demekti.
Halk ikiye bölündü.
Kimin çalmış olabileceğine dair herkesin bir şüphesi vardı.
Theron, küçük kardeşi Melian’ı suçladı.
Melian, ağabeyine tek kelime bile etmeden dalgın bir hüzünle baktı.
O bakış, ya suçlunun sessizliği ya da masumun kırgınlığıydı.
Ada hangisini seçeceğini bilemedi.
O gece rüzgâr sert esti.
Ayın ışığı, adanın yamacında titrek bir çizgi hâlinde ilerlerken iki kardeş arasında bir kavga başladı.
Kimse ne söylediklerini duymadı, sadece, sabaha karşı kıyıya vuran bir dalganın sesiyle kardeşlerden birinin toprağa düştüğü işitildi.
Ertesi sabah Melian ölü bulundu.
Theron’un ellerinde kan vardı.
Theron, “Ben yapmadım” dedi, “Dalga aldı.”
Çok kişi ona inandı.
Çok kişi inanmadı.
Ada halkı tam ortadan yarıldı.
Bir grup Theron’un yalan söylediğini, bir grup ise Melian’ın Aytaşı’nı çalıp kavga sırasında düştüğünü iddia etti.
Gerçeği bilen yoktu, gerçeği bilmek isteyen de azdı.
Çünkü toplum, bazen hakikatten çok taraf arar.
Böylece her yıl, kardeşin öldüğü gece, ada iki tarafa ayrıldı. Bir taraf Melian’ın adını haykırarak kıyı boyunca koşar, diğeri Theron’un adını söyleyerek dağın eteğine yürürdü.
İki taraf karşılaşınca önce bağırırlar, sonra susarlar, sonra da yola devam ederlerdi.
Ne kavga ederlerdi, ne anlaşırlardı.
Sadece tekrar ederlerdi.
Kardeşin kanı adanın toprağına döküldüğü sürece, halk ikiye ayrılır. Çünkü insan, suçun hakikatini değil, suçun kimden yana olduğunu merak eder.
Bu öykü antik metinlerde Aretades of Knidos (Knidialı Aretades) adıyla geçen bir yazara ait. İsmi Plutarch gibi antik tarihçilerin eserlerinde kaynak olarak gösteriliyor. Ancak, referansların güvenilirliği oldukça tartışmalı. Varlığı belirsiz, yazdığı her şey eksik, gerçeği hiçbir zaman tam olmayan hayalet bir tarihçi.
Belki de ileride Knidos kazılarında Aretades ile ilgili bir iz bulunacak. İşte o zaman bu öykünün belki Tilos(İlyaki), belki Nisiros'ta(İncirli) yaşandığı ortaya çıkacak.
Bu yazı 1832 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum