içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ÇÜRÜME
 
İngiliz casusu olduğunu söyleyen adamla toplantı yapan bakan...
Altın kaçakçılığına bulaşan milletvekili...
Seçmenini satan belediye başkanı...
Bebek öldüren doktor...
İnsan kaçakçısı subay...
Sahte diplomalı profesör...
Cübbe ilikleyen hakim...
E-imzasını çaldıran BTK...
Tercih sıralamasını değiştiren ÖSYM...
Aynı zarfta bir pusulayı yok sayıp, üç pusulayı geçerli sayan YSK...
Sahibinin sesi medya..
Ve son olarak bahis oynayan hakem...
Bu tabloyu sadece “ahlaksızlık” diye açıklamak kolaycılık olur. Mesele artık bireylerin suçu değil, toplumun vicdan sisteminin çöküşü.
Bu tür ahlaksızlıkların “normal”leşmesi.
Alman filozof Hannah Arendt, “kötülüğün sıradanlığı” kavramını ortaya atmıştı. Kötülüğün kaynağı şeytani bir zeka değil, düşünmeyi reddeden sıradan insanlardı.
Albert Camus da “Yeryüzünün en büyük trajedisi, kötülüğün artık sıradanlaşmasıdır” demişti.
İşte tam oradayız.
Toplumsal bir çürüme dönemindeyiz.
Çürüme fiziksel bir koku gibidir. Her yere siner, ama kimse burnunu kapatmaz, kimsenin midesi bulanmaz.
Çünkü burnunu kapatmak için önce kokudan rahatsız olmak gerekir.
Çoğunluk rahatsız değil gibi görünüyor.
Toplumlar bazen devrimle değil, kendi alışkanlıklarıyla yıkılır.
Aziz Nesin ne demişti?
"Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın, diyerek yaşattığınız yılanların bir sonraki hedefi siz olursunuz."
Bu yazı 1363 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum