içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ASLAN GİBİ GAZETECİDİR MURAT KEMANECİ
 
Gazetecinin kasasında para değil, bilgi birikir.
Telefonunda isimler vardır. Bilgisayarında belgeler, tutanaklar, mesajlar, ihbarlar, telefon numaraları… Kimi haber olmuştur, kimi henüz olmamıştır. Kimi yıllarca bekler. Bir gün küçücük bir ayrıntı başka bir belgeyle birleşir ve karanlıkta kalmış büyük bir hikâyenin kapısını açar.
Bunun adına arşiv denir.
Antalya Kemer Gazetesi'nde Murat Kemaneci de Kemer Sulh Ceza Hâkimliği önünde tam olarak bunu anlattı.
Bilgisayarından ve telefonlarından çıkan bilgileri inkar etmedi. Eğip bükmedi. “Benim değil” demedi.
Dedi ki:
“Gazeteci olmam ve haber akışının çok yoğun olması sebebiyle bana etraftan gelen bilgileri daha sonra unutmamak ve gerekirse erişebilmek için kategorize ederek arşivledim.”
İşte gazetecilik biraz da budur.
Murat Kemaneci hakkında “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak” suçlaması bulunuyor. Hâkimlik de dijital materyallerde çok sayıda kişisel veri bulunduğunu, dosyadaki mevcut delil durumunu ve diğer gerekçeleri değerlendirerek tutuklanmasına karar verdi.
Üstelik kelepçe taktılar.
Halkı dolandıranlar, fonlananlar elini kolunu sallarken, Murat'a kelepçe taktılar.
Siyasiler şikayetci diye!
Hiç sorun değil.
Onurudur.
Elbette suçlamanın hukuki karşılığını mahkeme belirleyecek.
Ama önümüzde gazetecilik açısından tartışılması gereken çok önemli bir mesele var.
Bir gazetecinin haber amacıyla tuttuğunu söylediği arşiv nerede biter, suç teşkil eden kişisel veri nerede başlar?
Çünkü gazetecinin arşivinden yalnızca yayımlanmış haberleri çıkarırsanız gazetecilik yapamazsınız.
Gazeteci bazen yıllarca bir belgeyi saklar.
Bir isim not eder.
Bir telefon numarası kaydeder.
Bir mahkeme evrakını dosyalar.
Bir ihbarı bekletir.
Bugün hiçbir anlam ifade etmeyen iki satır, üç yıl sonra büyük bir yolsuzluk dosyasının eksik parçası olabilir.
Kemaneci savunmasında, ele geçirilen bilgileri suç işlemek amacıyla depolamadığını, bunlardan yararlanmadığını ve kendisine gazeteci kimliği nedeniyle gönderilen materyalleri ileride haberlerde kullanabilmek amacıyla tuttuğunu söylüyor.
Daha da önemlisi bilgisayarında “bir sürü yolsuzluğun kanıtı” bulunduğunu, bunlardan söz edilmediğini ve yalnızca aleyhindeki delillerin toplandığını ileri sürüyor.
Bu iddia da araştırılmalıdır.
Çünkü gazetecinin bilgisayarına bakıyorsanız yalnızca onun aleyhine olduğunu düşündüğünüz dosyalara değil, o bilgisayarın neden o belgelerle dolu olduğuna da bakmak gerekir.
Murat Kemaneci ayrıca daha önce 2,5 ay tutuklu kaldığını, yeniden tutuklanması halinde sağlık sorunları yaşayabileceğini söyledi. Avukatları ise verilerin kimseyle paylaşılmadığını, müvekkillerinin sabit ikametgâh ve iş sahibi olduğunu, kaçma ya da delil karartma şüphesinin bulunmadığını savunarak serbest bırakılmasını istedi.
Hâkimlik farklı değerlendirdi ve tutuklama kararı verdi.
Kararın hukuki denetimi yargının işi.
Ama gazeteciliğin ne olduğunu anlatmak da bizim işimiz.
Murat benim ünivertise ve iş arkadaşım
Kırk yıldan fazla bu mesleğin içindeyiz.
Gazetecinin en büyük hazinesi arşividir.
O arşivin içinde bazen insanların isimleri de vardır, telefonları da, belgeleri de, yıllar önce gönderilmiş mesajları da…
Çünkü gazetecilik yalnızca bugün bildiğini bugün yazmak değildir.
Gazetecilik unutmamaktır.
Murat Kemaneci'nin savunmasında gördüğüm de budur.
Bilgisayarından çıkanları inkâr etmeyen, neden sakladığını açıkça anlatan ve bunların gazetecilik faaliyetinin parçası olduğunu söyleyen bir gazeteci var karşımızda.
Suçlu olup olmadığına bağımsız yargı karar verir.
Ama mesleki duruşuyla ilgili benim söyleyecek sözüm var.
Murat Kemaneci gazetecidir.
Tepeden tırnağa gazetecidir.
Hem de arşivine, haberine ve mesleğine sahip çıkan,
aslan gibi gazetecidir.
Bu günler geçer.
Murat çıkar yine aslan gibi yazar.
Bu böyle biline.
Bu yazı 70 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum