içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

KARARTMA GECELERİ!

 

Bir çoğunuz karartma geceleri filmini izlemişsinizdir.

Karartma Geceleri, Rıfat Ilgaz'ın 1974 yılında yayımlanan romanıdır. II. Dünya Savaşı sürecinde kitabı toplatılan öğretmen-şair Mustafa Ural'ın hikâyesini anlatır. Ilgaz'ın kendi hayatından izlenimler taşıyan bu roman, daha sonra Yusuf Kurçenli tarafından filme çekilmiş ve başrolünü Tarık Akan oynamıştır.

Yıl 1944… İkinci Dünya Savaşı sınırlarımıza kadar dayanmıştır. Hitler faşizminin tüm Avrupa’yı ateşe attığı günler… Türkiye bu savaşa dâhil olmamak için dirense de etkileri tüm ülkede hissedilecektir. Ekmek, şeker, yakacak gibi temel ihtiyaç maddeleri karneye bağlanmış, dışarıdan gelebilecek ani baskınları önlemek amacıyla geceleri her yerde karartma uygulaması başlamıştır. Ülkenin aydınlarına da baskı uygulanan bir dönemdir bu aynı zamanda.

Bugünde ülkenin aydınlarına baskı uygulanıyor ve baskıdan da en çok yakınan siyasi yapının başında HDP sonrasında da CHP geliyor.

Ülkede genel durum bu iken Menemen’de de ülkedeki bu yapının kötü bir kopyası sergileniyor.

Bunun mimarı da Belediye Başkanı Serdar Aksoy…

Bugünkü İlçe Örgütünün oluşmasında bulunduğu makamı kullanarak en büyük rolü oynayan gene başkan Aksoy. İlçe örgütüne seçilenlerin yarıdan fazlası geçimini belediyeden sağlıyor yani belediyede çalışıyor. Böyle olunca da ilçe örgütünün Amiri de İlçe Başkanı değil Aksoy oluyor.

CHP’de belediye başkanlığını kazandığı çoğu yerde bu bir gelenek haline geldi ama bu gerçekten bir hastalık. Ve bu hastalığa da görülüyor ki bir tedavi uygulanmıyor yıllardır.

Ve kangrene dönmüş durumda. “Hak… Hukuk… Adalet!” sloganı son dönemde moda kimsenin ağzından düşmüyor, bir de sol söylemler; “Özgürlük… Bağımsızlık…Eşitlik ve de Emek En Yüce Değer… Emekçinin Yanındayız!” diye sloganları da moda sologanın yanına eklediniz mi tamamdır! Alın size solcu bir belediye başkanı.

Bir de seçildi mi tamamdır! Sanki o belde tüm olumsuzluklardan arınacak, her yönüyle yaşanılası bir yerleşkeye dönüşecek gibi başlıyor söylemler.

Seçimlerin üzerinden neredeyse 17 ay geçti. Ve bu seçimlerde SHP’nin 1989 seçimlerinde ki başarısı gibi bir başarı yakaladı CHP önderliğindeki Millet İttifakı. Eğer HDP Demokrasi Güçlerini destekleyeceğiz demeseydi bu başarı elde edilir miydi elbetteki hayır.

Seçim öncesinde de yazdığım bir yazıda değindiğim gibi Menemen’den örnek vererek bu savımın doğruluğunu ortaya koyalım.

24 Haziran 2018 Genel Seçim Sonuçları;

Millet İttifakı : CHP % 32.5   34.216 oy  İYİ Parti % 10.9  11.426 oy

Toplam: % 44.1  46.441 oy

 

24 Haziran 2018 Genel Seçim Sonuçları;

Cumhur İttifakı : AKP % 27.4   28.817 oy  MHP % 7.5  7.940

Toplam % 34.9    36.757 oy

 

24 Haziran 2018 Genel Seçim sonuçları;

HDP  % 20.4   21.428 oy Menemen genelinde alınan oy

 

Gelelim 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimlerindeki Parti oylarına yani İlçe Belediye Meclisi oylarına;

Millet İttifakı : CHP % 51.9  

HDP : 3.09

Cumhur İttifakı : AKP / 43.12

 

Bu oy oranlarına göre değerlendirirsek 2018 yılı genel seçimlerinde alınan oy oranlarıyla karşılaştırılarak.

2018 HDP Oy Oranı %20.4  -  %3.09  2019 HDP oy oranı  =  % 17.31 Fark

HDP’nin Millet İttifakını Menemende Desteklediğine göre

Millet İttifakı %51.9 Oy almıştı - %17.31 = 34.59 Millet İttifakının Oyu demektir.

Hadi diyelim HDP’ye oyveren Menemenli seçmen Genel Merkezlerinin görüşlerine hepsi uymadı. Bu uymayan kesimi %7.31 olarak ki o kadar mümkün değil ama biz öyle kabul edelim. Ve bu uymayan kesimden de Cumhur İttifakı Adayının Hemşehrilik ve etnik köken yapısı göz önüne alınırsa bir kısmı da mutlaka o kesime gidecektir. Gidecek olan oyları bile hesaplamadan geriye kalan %10 luk kesimin Millet İttifakına kaydığını düşünelim yani 2018 seçimlerinde bir yıl önce verilen oyların yarısından azı Millet İttifakı’na gittiğini düşünürsek.

Millet İttifakı %51 - %10 HDP oyları = % 41 Millet İttifakının oyu. Cumhur İttifakı %43.12 idi…

Bu da gösteriyor ki 31 Mart Yerel Seçimlerinde “herkesi sandığa gömdüğünü” her fırsatta dile getiren Serdar Aksoy HDP destek vermeseydi bırakın kendini 4 dönemdir ittifaksız Yerel İktidar olan CHP’yi sandığa gömmekle kalmayacak İYİ Partiyi de hüsrana uğratmış olacaktı.

Gerçi seçildiği günden beri, İyi Parti’yi de hüsrana uğratmaya devam ettiğini de yadsıyamayız.

Başkanlık süresince yaptığı yanlış işlere, yasadışı uygulamalarına karşı çıktıkları için İYİ Parti İlçe örgütünü, İl ve Genel Merkezi ile karşı karşıya getirdi her koşulda.

 

Bunları niye yazdım biliyor musunuz?

 

Başkan Serdar Aksoy, İşçisine maaş ödeyemiyor ama parayla çıktığı radyo ve Televizyon programlarında gördüğüm odur ki Menemen Belediyesi çalışmaları ve geçmiş dönemle ilgili yakınmalarında gerçeği söylemiyor. Hem yayına katıldığı Yayıncı arkadaşları, hem de o yayınlar aracılığıyla ulaşılan halkı yanıltıyor, doğru bilgiler vermiyor.

Bu durumu da ara ara programlarımda yayınlayarak gerçeği nedir, Aksoy kamuoyunu ve yayıncı arkadaşları nasıl yanıltıyor onları tek tek anlatıyorum.

 

Göreve geldiği günden bugüne değin yaptığı usulsüzlükleri, Devlet İhale Kanunu’na Aykırı yaptığı işlemleri, Fahiş fiyatlarla ihaleye çıktıklarını belgeleriyle programlarımda ortaya koyarak Menemen’de yaşayan duyarlı bir yurttaş olarak da Menmen Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurularında bulundum.

 

Menemen Belediyesindeki çoğu çalışır durumda Temizlik aracı ve iş makinası olan  araçları Trafikten bile düşürmeden Organize bir Ekip ile Hurdaya çıkarılıp Tırlarla Belediye Şantiyesinden çıkarıldığını video filmlerle belgeli olarak programda yayınladım.

 

Haziran ayında yaptığımız bu program sonrası hiçbir işlem yapılmadığını, günler sonra 22 Ağustos 2020 Tarihinde Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Çakmak’a “16 Haziran 2020” tarihli bu konuyla ilgili araştırma yazısını tebliğ etmeye kalkmaları zaten başlı başına bir olay ve de bu konuya yaklaşımlarının açıkça göstergesi.

 

Çakmak’ın itirazı sonucu  bir hafta sonra güncel tarih ile 31 Ağustos 2020 tarihili görevlendirme yazısı veriliyor.  Fakat araştırma sonrası raporu hazırlama aşamısında dışardan önerdikleri adı bende saklı bir kadın Avukat ile birlikte Raporu hazırlama önerisine Çakmak’ın karşı çıkıyor. Araştırmasını yapıp raporu tek başına hazırlıyor ve E Sistem üzerinden başkan Aksoy’a gönderdikten sonra kıyamet kopuyor.

 

İşin ilginç tarafı bu kıyamet kopma aşamasında da Serdar Aksoy’u kurtarma görüşmeleri yapılıyor. Bu görüşmelerin yapıldığı yer Aksoy’un A Takımından Mustafa İlhan’ın makam Odası.

Odada  Başkan Danışmanı Mustafa İlhan, Başkan Yardımcısı Mehmet Çakmak, Doç. Dr. Duran Bülbül’ün bulunduğu ortamda Danışman İlhan, Çakmak’a yönelik: “28 Yıllık memuriyetini bir kenara koy, Başkanı kurtaralım.” diyor.

Hukuki ve Mali Yönleriyle Konkordato, Devlet Maliyesi, Yerel Yönetimler Maliyesi

Açıklama ve İçtihatlı Belediye, Belediye Şirketleri, Bağlı Kuruluşlar ve Bütçe İçi İşletmeler,

2020 Best of Maliye Tamamı Çözümlü Soru Bankası, 2020 Best Of Muhasebe Tamamı Çözümlü Soru Bankası, 2020 Best Of Kamu Hukuku Tamamı Çözümlü Soru Bankası, Devlet Maliyesi, Bütçe gibi piyasada kitapları olan Doç. Dr. Duran Bülbül Hoca’nın da Çakmak’a:

“Senin hazırladığın bu dosya başkanı götürür. Sen bu dosyayı geri çek.”  dediği belirtiliyor.

Çakmak da sert bir tepki veriyor.

-“Bu coğrafyada bu dosyayı bana çektirecek bir Allah kulu olamaz.” diyor.

Başkan Yardımcılarından Noyan Özkan giriyor odaya, gerginliği bertaraf etmek sözü alıyor:

-“Mehmet Hoca zarar görmesin başka türlü çözelim.” diyor.

Yazı İşleri Müdürü Mithat GÜNERİ’yi çağırıyorlar odaya…

Güneri’ye,

-“Mehmet Çakmak’ın dosyasını siz sistemden çekin.” diye öneriyorlar.

Bunun üzerine Güneri de:

- “Sadece sistemden kendisi çekebilir o dosyayı.” diyor.

Böylece  Özkanın başka türlü çözelim önerisi de boş çıkıyor.

Çakmak yaptığı araştırmada, o gün şantiyede görevli birinin: “Mustafa İlhanı aradığını durumu ona ilettiğini İlhanın da sorun yok bizim bilgimiz dahilinde.” dediği belirtiliyor.

Bu nedenle Çakmak: Duran Hocaya dönerek,

-“Beni ikna et hocam, ben dosyayı çekeceğim. Bana verilsin yetki ben Mustafa İlhanı açığa alayım.” diye de tepki veriyor.

 

Duran Hoca, Mehmet Çakmak’a ben şu sizin dosyayı bir alıp inceleyeyim diye istiyor. Çakmak da sekreterine dosyayı Duran Hocaya vermesini söylüyor o da veriyor.

 

Doç.Dr. Duran Bülbül’ü telefonla aradım; kafama takılan soruları kendisine ve kendisinin söylediği iddia edilen konuşmaları kendisine aktardım. “O odada bu tarz konuşmaların geçtiğini ama kendisinin detaylı konuştuğunu, Çakmak’a dosyayı geri çek gibi bir şey söylemediğini, dosyayı da almadığını belirtti. Eğitim vermek amaçlı belediyeye geldiğini eğitim verdiğini o arada da Başkan Aksoy’un Bilirkişi olarak Hurda konusuyla ilgili kendini görevlendirdiğinden” söz etti.

 

CHP Belediye Meclis Grup Sözcüsü Hasan Ünal Grup sözcülüğünden istifa ettiğini CHP İlçe Başkanı Turan Erdoğan ve CHP Meclis Üyelerinin bulunduğu Whatsapp Grubuna gönderdiği iletide istafa gerekçesi olarak; Başkan Yardımcısı Mehmet Çakmak’a verilen Hurda konusuyla ilgili araştırmayı liyakatla yaparak rapor hazırladığını fakat rapordan sonra kendisine mobing uygulandığını gerekçe göstererek istifa etmesi üzerine ilçede bütün dikkatler bu konu üzerine çekildi.

Pazartesi benim bu konuyu işlediğim GÜNDEM Program sonrası Saat:18.00 sularında CHP Menemen İlçe Başkanlığı’nda İlden de bir gözlemcinin katıldığı Grup Toplantısı yapılarak bu konunun değerlendirildiğini öğrendim.

Bu Hurda konusunun artık kapatılacak bir yanı yok. O nedenle toplantıda neler konuşuldu, Aksoy kendini nasıl savundu, neleri hafife aldı, hangi konuları es geçti bunların hiç birinin artık bir önemi yok. Yargı ve Yargıya bağlı kolluk kuvvetleri zanlısı konumunda olan birileriyle işbirliği yaparak bir araştırma soruşturma yapmayacağını biraz hukuk bilgisi ya da devlet işleyisini bilen herkes bilir. Ama birileri sürekli birilerini uyutma, konuları saptırma alışkanlığına girmişse ne hukuksal mantığı ne de idari bir uygulamaya esas olmayan çeşitli senaryoları yüzü kızarmadan her ortamda anlatabilir. Buna birileri  de inanabilir ama yalancının mumu yatsıya kadar yanar diye de bir Atasözümüz vardır bilirsiniz.

Organize olarak yapılan “HURDA HIRSIZLIĞI”nın yasal soruşturmasının aşamalarını izlerken bir de ne görelim Organize Ekip “Karartma Geceleri’ni oynamaya başlamış.

 

31.12.2019 Tarihinde İzmir’de kurulan PARADIGMA Yerel Yönetim Hizmetleri Ticaret Ltd. Şirketine bugünlerde Menemen Belediyesi tarafından Anket yaptırılıyor.

Şirkete ait genç Anketörler semt semt dolaşarak yurttaşlara soru soruyorlar.

Anket çalışmalarında soru sorulur, yanıtlar alınır, deneklerin kimlikleri belirtilmez. Fakat bu ankette hem isim hem de telefon numaraları soruluyor yurttaşa… Bu başlı başına yanlış bir tutum. Bu anket sonuçlarına göre ne yapılacak onu bilemiyorum. Ama benim dikkatimi çeken isim ve telefon numaralarının alınması, şirketin yeni kurulan bir şirket olması belediyenin hizmet ve mal alım geleneğine uyması. Ve de 100’ün üzerinde soru olması… Bu konu benim konum değil ama görülüyor ki her konuda olduğu gibi bu konu da diğerlerinden pek farklı sonuç doğurmayacak. Bu konuyu da takibe aldım…

 

Bugünlerde CHP Genel başkan Yardımcılarından Yerel Yönetimlerden Sorumlu Seyit Torun ile Parti Örgütü, Örgüt Yönetimleri ve Yurtdışı Örgütlenmeden sorumlu Oğuz Kaan Salıcı  İzmir’e gelecek. 

CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel’e buradan açık istemimdir;

Belediye Başkanı Aksoy, yaptığım haberlerden dolayı benim ile ilgili sizlere neler anlatıyor bunu bilemiyorum.

Menemen'de artık herkesin kimler tarafından yönetildiğini bildiği sahte hesap Yusuf Akkoyun üzerinden yapılan "Gündem belirleme ve Serdar aksoyâ karşıı çıkanları itibarsızlaştırma paylaşımları" ve de her platformda yaptığı gibi size de beni itibarsızlaştırmaya çalıştığını varsayarak bana dair bu konular da başta olmak üzere, belediye başkanlığına seçildiği günden bugüne değin yapmış olduğum haberlerle ilgili sizlerin hakemliğinde kendisiyle karşılıklı bu konuları konuşmak isterim.

Salt benim yaptığım haberler de değil, Ulusal ve  Yerel Medyada anlattıklarının ne kadarının doğru ne kadarının demogoji yaparak farklı anlatıldığı konuları da içeren bir konuşma…

Hatta başlıca; CHP Genel Merkezinde, TBMM'de, CHP İlçe Örgütünde BANKAMATİK Personelleri de çağırıp konuşalım da CHP Belediyeciliğini nasıl anlayıp nasıl uygulamalar yaptığını kulaklarınızla duyun, gözlerinizle görün, aklınızla da bir çözüm bulun...

 

Son günlerde aracılar koyarak benimle görüşmek istediğini ama benim kendisiyle görüşecek hiçbir konunun olmadığını arıcılara illettim. Benim ile konuşacağı ne varsa da gene bu ortamda yukarda belirttiğim gibi sizlerin hakemliğinde konuşmaya da hazırım.

 

Başkan Aksoy ve beni bir araya getirirseniz gündeme gelen tüm konuları karşılıklı belgeleriyle anlatmaya ben hazırım. Belediye Başkanı hakkında yapmış olduğum haberlerin aksini kanıtlayacak belediyede hangi belge varsa alıp çıkıp gelsin karşılıklı açıklamalarda bulunalım. Bir tane haberimi çürütürse ben yayıncılık ve gazeteciliğime halktan özür dileyerek son vereceğim.

Yasalara uygun işlemler yapmadığını, makam ve yetkilerini kişisel çıkar ve hırsları adına kullandığını, kamuyu bu kadar kısa zamanda ne kadar zarara uğrattığını belgeleriyle size anlatacağım. Bundan sonrası da sizin, partinizin yetkili organlarının işi. Orasına ben karışmıyorum… Bu önerimi dikkate almanızı diliyorum; almazsanız benim kaybedecek bir şeyim yok. Ama inanın ki parti olarak sizin kaybedeceğiniz çok şey var.

Çünkü “Hak, Hukuk, Adalet” er geç yerini mutlaka bulacak ve sizler kayıtsız kalmış olacaksınız bu kadar olan bitene….

 

12 Eylül Darbesinin Baş Komutanı Evren diyordu ya: “Ben sağa ve sola kattiyen bir ayırım yapmadım. Hatta o kadar yapmadım ki mahkum olanlar, idam cezası alanlar, evvela sağdan alınmış bir tane bekletirdim soldan olsun…. Bi tane sağdan bi tane soldan astık.” dediğini ona bile dikkat ettiklerini denge olsun istediklerini belirttiğini bizim kuşak çok iyi bilir.

 

Menemen’in Belediye Başkanı da çok taklitçi; her konuda bir oradan bir buradan dengeler kuruyor.

Muhafazakar insanların yoğunlukla yaşadığı Türkelli Beldesi şimdilerde Menemenin bir semti. Geçmiş dönemde 2003 yılında o dönemin Belediye Başkanı İbrahim Şimşek’in yapımına başladığı park, 2004 seçimlerinde seçilen Ali Danacı  Başkan tarafından açılışı yapılmıştı. Bir önceki yönetim döneminde de bir takım tadilatlar yapılmış. Ama Aksoy rötuş yaparak sanki Türkelli’ye yeni park yapmış izlenimi yaratarak bir öteki taraftan diyerek hem belde halkını heme de İYİ Partili İttifak ortaklarına jest yaparak parka Fırat Yılmaz Çakıroğlu adını meclise getirerek geçirdi.

Denge olsun diye de bu kez; Doğu ve Güneydoğudan göç alan Asarlık Beldesi şimdilerde Menemen’in bir semtinde de küçük bir park yapıp adına Ahmet Kaya Parkı adını verdi, böylece Fırat Yılmaz Çakıroğlu öteki, Ahmet Kaya beriki oldu.

Gölpark’da kapılara Musa Anter, Deniz Gezmiş ismini layık gören Aksoy, Kubilay Kültür Merkezinde dershane olarak kullanılan bir dersliğe de Ünlü yazar, çevirmen ve düşünür Hüseyin Cemil Meriç’in ismini vermişti.

 

Belediye Başkanı seçildiği günden bugüne değin izlediğim Aksoy’un sol adına yaptığı hiçbir konuya tanık olmadım.  Ama bu konularda demagojiye gelince 1 numaralı demagog olduğuna tanık oldum; “Biz kimmiyiz?”çıkışıyla…

Biz şuyuz, biz buyuz diye sıraladıklarının inanıyorum ki kemikleri sızlamıştır, bizim üzerimizden bu adam haksız yere siyasi rant elde ediyor diye.

 

O nedenle ben de yazımı Hüseyin Cemil Meriç’in bir sözüyle sonlandırayım:

“Her çağ kendi kelimelerini söyletmiş kelimeye; her demagog kendi yalanlarını.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum