içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Kendi Derinliğimize İnmek

Bugün, insanı doğrudan ilgilendiren “Ruh Bilinci” konusuna değinmek istedim. Günümüzde hayatın anlamını, amacını bilmeden, kendini tanımadan yaşayan birçok insan var.

       Kendi özümüzü tanımadan diğer insanları nasıl anlayabilir, sorunları nasıl çözebiliriz? Kendimizi tanımak, öncelikle iç dünyamızla iletişime geçmemizdir. Kendi derinliğimize inmektir.

       İnsanın kendini tanıma yolculuğunda; fiziksel özelliklerini, duygularını, düşüncelerini, isteklerini, gereksinimlerini, güçlü, zayıf yönlerini, amaçlarını, değerlerini, yeteneklerini, becerilerini tanıması / bilmesi yanında bunların farkında olması gerekir. Geçmişten günümüze kadar, tüm bilim insanlarının, felsefe ya da  sanatla iç içe olanların üzerinde birleştikleri tek konu İNSAN’dır.

       Psikoanalitik Kuramı’nın kurucusu olan, hekim, psikolog Sigmund Freud’un “Düşünebilen herkesin insan olması, insan olan herkesin düşünebildiği manasına gelmiyor ne yazık ki.” söylemine hak vermemek mümkün değil!

       İnsan yapısının kişilik belirlenmesinde, bilinçdışı güçlerin, içsel çatışmaların önemli bir rol oynadığı temel düşüncesinden hareketle Psikanaliz öğretisini ge­liştiren Freud, insanın derinliğine incelenmesi gerekliliğini vurgular. “Mutsuzluğu tatmadan hep mutlu olmak istersin, oysa nelerin seni mutsuz ettiğini bilmeden nelerle mutlu olacağını bilemezsin.” deyişi düşünce haklılığını göstermektedir.

       “Kimlik bunalımı” kavramını ilk kullanan psikolog Erikson’dur.  İnsanların sosyal gelişim teorisi ile insanın diğer insanlarla ilişki içinde geliştiğini öne sürmüş, başkalarıyla ilişkilerin önem kazandığı bir gelişim kuramını ortaya atmıştır. “Çevresel koşullar kendine güven, bağımsızlık, özerklik, girişimcilik, gibi kişilik gelişimini olumlu yönde etkileyen duyguların kazanılmasında büyük önem taşımaktadır.” görüşünü savunmuştur.

       Düşünüldüğünde, insanların doğru kararlar almak için hata yapması kaçınılmazdır. Bir insanın başka bir insanı tanıması deneme-yanılma yöntemiyle olması salt doğrudur.

       Unutmayalım ki hayatta her şey insan içindir. Biz, hepimiz bir bütünün parçalarıyız. Hiçbir hayat diğerinden önemsiz değildir. Uzatın elinizi insanlığa…

       Paylaştığımız dünya bizim, güneş hepimize yeter.

Bu yazı 193 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum