içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Bağımsız Bir Şair: Behçet Necatigil

 (16 Nisan 1916 – 13 Aralık 1979)

      Gelenekten yararlanma yönteminin öncüsü olan, kendinden sonra gelen pek çok şairi de etkileyen Behçet Necatigil’in yaşamı saat gibi programlı ve düzenlidir. Önceliği şiirdir. Yalnızlıktan hoşlanan, içine dönük bir mizaca, dar mekân psikolojisine ve de barışçı kişiliğe sahip “alçak sesli, ama derinliğine eleştirel bir yaklaşımla, büyük kentlerde, yaşamını güçlükle kazanan yoksul kesimlerin,  tükenircesine çalışan insanların dünyasını, içiyle, dışıyla yansıtan çok duyarlı, usta bir şair...”

       Selim İleri’nin “Kırık İncelikler Şairi” adlı kitabında dediği gibi; “Ustalık katındaki şiirlerinin yanı sıra, radyo oyunları, kendine özgü, sözdizimli düzyazılar; aileye, arkadaşlara yazılmış mektuplar; iki sözlük, iki mitologya çalışması; Türkçeye zenginlik katan çeviriler; Necatigil’in bize bıraktığı miras.”                                                                     

      Behçet Necatigil’in “Kapalı Çarşı”  (1945) ilk kitabıdır. İlk şiirinin ilk dizesi “Yaşamak azaptır çok zaman” ile başlar. Sonraki kitaplarında yolları, anıları ve sığınmak için evleri yazar. Arayışlar- kopuşlar şairidir bir yerde...  Ona göre her şiirin bir yazılma zamanı, bir de anlaşılma zamanı vardır. Başlangıçta “anlatma” öğesinin ağır bastığı şiirler yazan Necatigil’e göre; bir şair, şiir yaşamı boyunca üç burçtan geçer: Gurbet, hasret, hikmet burçları.

       Behçet Necatigil kendi şiiri için “Benim şiirim ya evlere bir övgüdür ya da bir ağıt” diye belirtir. O’nun günlük yaşamın yorgunluklarından kaçıp sığındığı mekân, çalışma odasıdır. Bir söyleşide: “Orada kendimizle konuşur, susar, düşünür, dinleniriz.  Orası bir kurtuluştur bazı mecburiyetlerden.” der. Şairin sözlerinden de anlaşıldığı gibi, oda hem dış dünyadan kaçışın hem de bireysel iç dünyaya açılışın mekânıdır.               

              Necatigil’in pek çok sanatçı ve edebiyatçıyla, öğrencileri ve yakın çevresiyle yazıştığı mektupların büyük bir bölümü de kitaplaştırılmıştır. (1989) Bu mektuplar sanat- edebiyat,  özelde ise kendi sanat hayatıyla ilgili bilgileri içeren edebî metinlerdir.

       Necatigil, “Şiir bir nevi armağandır, bir nevi beyazlaşma… Şiir kelime yatırımıdır, bir anılar toplamı. Bir kelimenin birçok anlamlarından yararlanarak böyle çokgen bir şiir sağlamayı bile denedim. Öz hiç değişmedi diyebiliriz…” sözleriyle açıklamaktadır şiir serüvenini. Necatigil’in şiirleri hep bir yerlere götürür bizleri, iç dünyasına… O, içimizden biridir. 

       Yazılı kaynaklardan Necatigil’in tekli yaşamdan, şair yalnızlığından kurtulup, bir ev, bir eş, iki çocuk (Selma-Ayşe) sorumluluğunu yüklendiğini öğreniyoruz. Hiç kibrit kullanmadığını… Birinci sigarasının dudağından düşmediğini… Tabiatı ve denizi konu alan şiir hemen hemen hiç yazmadığını… Fotoğraflarda bile değişmeyen kişiliğiyle duruşunu…  Beşiktaş’ta ailesiyle yaşadığı ahşap evin bulunduğu Camgöz Sokağı’nın "Behçet Necatigil Sokağı” olduğunu… Kabataş Lisesi’ne Ömer Seyfettin’den sonra edebiyatçı olarak büstü dikilen ilk ve son öğretmen olduğunu…

       Necatigil, şiire felsefeyi yediren ve felsefeyi şiirle aşabilen; Oryantalizmin tuzaklarına kapılmadan Doğu ve Batı kültürünü ustalıkla harmanlayan, sözcükler üzerinde titizlikle duran,  anlamları kadar ses değerlerine önem veren bir şair.

       Nurullah Çetin, “Necatigil’in Hayatı, Sanatı Eserleri” adlı kitabında: Zaman zaman montaj tekniğine başvurarak Divan şairlerinin (Yunus Emre, Fûzuli, Bâki, Nefî, Şeyh Galip ve daha başka şairlerin) mısralarını aynen veya küçük değişikliklerle verme yoluna gitmiştir.” diye belirtir.

       Necatigil kendi çizgisini bulan, her zaman kısa ve sade yazmış olan, ancak bu yalınlığa duygu yüklemesini başarmış ender şairlerimizden biridir. Şiirlerinde, bireysel ve psikolojik, metafizik, sosyal, Atatürk, sanat ve edebiyat temalarını işlediği görülür. Necatigil’i “abdal” kılan kapitalizmin dünyayı maddeleştirmesine, mistik kişiliğiyle tepki göstermesidir. Necatigil şiiri bizler için şiiri öğrenmek adına önemli bir ana duraktır hiç kuşkusuz.

       Necatigil, Doğan Hızlan ile yaptığı bir programda “Benim şiirimi kesik kesik okumalı. Dura dura. Sözcükler arasında gerekli boşlukları bıraka bıraka. Benim şiirlerim…/yüksek sesle okunacak bir şiir değil.” diyor.

       İyi şairlerin, has şiirlerin sesi hiçbir zaman silinmez. Yaşama filozofça bakan, radyo oyun yazarı, çevirmen, inceleme araştırma deneme yazarı Behçet Necatigil’i aramızdan ayrılışının 40’ıncı yılında saygıyla anıyoruz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum