içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ÖLÜM MASKESİ

Hemen hemen birçok insanın tek bir arzusu vardır. O da ölümsüz olmak beklide! Tinsel olan insana ait bir dürtü, ölüme karşı inadına yaşamak! İlkel süreçlerden günümüze değin gelen yaratma ve yaratabilme arzusundan. Diğer bir değişle üretme. Fakat bu üretimin başkahramanı hep aynı, insan! Bunu bazen tanrısallaştırılmış heykel ve heykelciklerde, bazen bir ritüelin başka bir bedene bürünmüş kimliğinde, bazen de ölümsüzleştirilmeye çalışılan maskelerde görmek mümkün. Eski çağlarda biri öldüğünde, onu kıymetli kılacak şekilde yüzünün sergilenmek istenmesi de buna örnek gösterilebilir. Bunun tek bir yolu vardı, o da ölüm maskesi hazırlamak. Ve hazırladılar…

 Ölüm maskesi hazırlamak binlerce yıl öncesinden, özellikle Eski Mısır'dan gelen bir gelenek. Yüzden bir kalıbın alınması ve ardından firavunun, en güzel şekliyle yeniden canlandırılması eylemi. Genellikle olduğu gibi yansıtılmasa da, güzelleştirme işlemi mutlaka uygulanır.

Eski Mısır geleneğinde oldukça yaygınlaşmış olan bu gelenek zamanla gelişir ve özellikle X.yüzyıl civarında hareketlenmeye başlar. Bu uygulama XVIII. yüzyıla kadar gizlice yapılır. Kalıp alma yöntemi ise genellikle alçı ya da bal mumundan yapılır.

Alçı ve kalıbın hazırlanma aşamasındaki bu en önemli ilk aşama, ölüm maskesi alçısının yüze yapışmasını engellemektir. Böylece, donan alçının veya bal mumunun yüze yapışmasını engellemek için, kalıbı alınacak kişinin yüzüne öncelikle gres yağı veya petrol bazlı jöle sürülür. Bugün bu sorunu vazelinle de çözmek mümkün. Bu yöntem sargıların da rahat çıkabilmesi için en gerekli aşamalardan biri. Daha sonra yüze alçı sargısı konulur. Alçı sargısı suya konulur ve direkt yüze uygulanır. Bu lifli bez, ince sert bir yapıya kavuşur, yüzün kalıbını verir ve bir ya da iki dakika içinde kuruma gerçekleşir.

Ancak 19. yüzyıl tekniklerinde bir saat kadar bir süre geçmesi gerekiyor. Kuruma sürecinde nefes almak oldukça zor. İnsanın yüzü tamamen alçı sargı ile kaplanırdı. Islanan alçı sargılar, içi alçı malzemeyle dolu bir bez gibi yüzü sarardı. Bundan sonra yapılacak şey ise sadece beklemek. Alçı tamamen kuruyana kadar beklenir ve alınan kalıp yüzden çekilir. Yüze sürülen yağ, tüylerin koparılmasını engeller ve böylece yüzün tüylerine kadar en detaylı kalıbı çıkarılır.

Konu edilen bir belgeselde bu mask yapım şeklinin uygulandığını izledim. Bugünkü teknoloji ile kalıp çıkarma uygulaması tekrar denendi. Aynı teknikler uygulanıp bal mumu ile yüz oluşturuldu. Elde edilen sonuç şaşkınlık uyandırıcıydı. Çünkü oluşturulan yüz, tüylerine, yüzlerindeki çiziklerine kadar adamın tamamen aynısıydı.

Eskiden ölünün dik tutulması için bir destek kullanılırdı. Ölüm maskesi yapımında kafanın sabit durması gerekir. Bu yüzden maske yapacak insanlar sadece kafanın geçebileceği masa benzeri bir destek kullanırlar. Ardından aynı işlemlerle yüz kalıbı çıkarılır. Ancak sergilenecek yüzler bal mumundan değil yine alçı malzemeden yapılır.

Abraham Lincoln maskesini ölmeden önce yaptıranlardan. Ünlü Amerika başkanı Lincoln da yönetime gelmeden önce kendi maskesini yaptıranlardan. O dönem yaşayan insanlar bu yüzü, heykellerde kullanmak için alırlar.

Lincoln, ilk maskesini yaptırmasının ardından tam 20 yıl sonra tekrar bir maske yaptırmaya karar verir. Ölümüne yakın yaptırılan bu maske onun ölüm maskesi olarak kabul edilir. Çünkü iki maske arasındaki fark onun ölüme gidişini gözler önüne seriyordur. Lincoln vurularak ölmeseydi bile çok yaşamayacaktı belkide. Napolyon ise tam dört adet ölüm maskesine sahip. Tabi sonradan ilk yapılan bronz yüzlü maskenin ise Napolyon'a ait olmadığı anlaşılmış. Yüzün aslında Napolyon'un kardeşine ait olduğu kanıtlanmış.

Yüz kalıbı çıkarması için görev verilen doktoru, maskeyi düşürünce tamir ettirmek için başka bir ülkeye gider. Fakat sonradan bulunan bir maskenin, başının büyüklüğü ve yüzdeki tüy kalıntıları birer delil olarak kullanılmasının ardından Napolyon'a ait olduğu tespit edilir. Dante Allegri, Vladimir Lenin, Alfred Hitchcock, Sir Isaac Newton, Ned Kelly, Alfred Nobel, Leo Tolstoy, Maximilien Robespierre’de ölüm maskesi yapılan isimler arasında.

Ölüm maskesinin hızla yaygınlaşmasının ardından kalıp alma ve ölümsüzleştirme üretimi malzeme olarak alçıdan, daha da iyi sonuçlar veren balmumuna doğru yerini daha çok bırakır. Tabi hala alçı ile maskelemeyi gerçekleştirenler de yok değil! Balmumunun detayları en ince ayrıntılarına kadar gösterebilmesi ve sonradan saç, kirpik, kaş, kıl, tırnak gibi çok ince ayrıntıların eklenebilmesi onu günümüze kadar ulaştırmış bu alandaki en iyi malzeme yapar. Bu alandaki en iyi örneği de; 1770 yılında Paris'te, kurulmuş, 1802 yılında İngiltere'ye taşınıp 1835 yılında da Londra'ya yerleşmiş olan Madam Tussaud Balmumu Heykeller Müzesi göstermektedir.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum