içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

İBRAHİM BALABAN
 
Gün, İbrahim BALABAN dostlar!...
Gün, Usta!...
"Usta" dedim de...
Çok kullanırım ama
En çok da Nâzım'a yakışır be...
Var tabi ki,
Nâzım'ın dokunduğu yeri...
Nâzım Hikmet'in,
Bursa Cezaevi'nden yâreni...
Resmin Yunus Emre'si...
**********
26 Aralık 1920'de;
Bursa - Seçköy,
Osmangazi'de dünyaya gelir İbrahim...
Doğduğu köyün,
3 yıllık okulunda eğitim görür önce...
1937 yılının son günlerinde;
Henüz 17 yaşındayken,
Hint keneviri yetiştirdiği için ceza evine girer...
Altı ay hapis
ve üç ay da para cezasına çarptırılır...
Fakat para cezasını ödeyemez.
Üç yıl ceza evinde kalır...
Ceza evinden çıkıp evlendiği gün;
Bu sefer,
Düğün evini basan,
Dört mahkûmun saldırısına uğrar...
Hasımlarından birini öldürür.
Tekrar ceza evine düşer...
**********
Bursa Cezaevi'nde;
Aynı Orhan KEMAL gibi,
Hayatını değiştireceği birisiyle karşılaşır...
Bir insan ile...
Bir ağabey ile...
Kendi deyimiyle,
"Şair Baba" diyeceği bir baba'can ile...
Bursa Cezaevi'nde;
18 yaş büyüğü,
Bir Usta ile...
Nâzım Hikmet ile......
**********
İnsan Sevgi'siyle dolu yüreğiyle;
Her kader mahkûmuna yaptığı gibi,
Baba gibi davranır Nâzım Hikmet kendisine...
Ağabey gibi...
İnsan gibi...
Korur kollar İbrahim'i...
"Şair Baba" der O da, Usta'ya...
Tavsiyesi ve desteğiyle,
Resim yapmaya başlar...
Aynı Çankırı Cezaevi'nde karşılaştığı ve
"Dostumsun, kardeşimsin, oğlumsun..." dediği,
Kemâl TAHİR'in öykücülüğü gibi
ve
Bursa Cezaevi'nde kardeşleri gibi gördüğü;
Orhan KEMAL'in öykücülüğü ve
İbrahim BALABAN'ın ressamlığı da,
Usta'nın yönlendirmesi,
Teşviği ve desteğiyle olur...
**********
Cezaevinde,
Resmin yanında;
Felsefe, Sosyoloji, Ekonomi, Politika
Konularında da dersler alır Şair Baba'sından...
Yine kendi deyimiyle,
"Nakış nakış işler" kendisini Şair Baba'sı...
Yedi yıl süren Nâzım Hikmet'li günlerini
ve başlı başına Nâzım Hikmet'in,
Nâzım Hikmet'le yaşadıklarını;
Sonraki yıllarda yazdığı,
"Şair Baba"
ve "Damdakiler" kitaplarında anlatır...
**********
BALABAN;
“Sanat yaşantının izdüşümüdür.
Konu bir özdür, her öz kendi kabuğunu yapar.
Yani sanatsal biçimini oluşturur... “
kuramını ortaya koymuş
ve sanatını bu kuram üzerine oturtmuştur...
İlk sergisini;
1953'te İstanbul’da,
Fransız Kültür Merkezi'nde açar...
Sonraki yıllarda hem Türkiye'de,
Hem de yurt dışında pek çok sergiler açar...
1961'de;
Yeni Dal Grubu sergisindeki,
Bir tablosundan dolayı yargılanır.
Ancak aklanır...
Yine 1968'de,
Gazi Dergisi'nde basılan,
Bir tablosundan dolayı yine yargılanır.
Ve ondan da aklanır...
1969’da,
Adana’da sergilediği resimleri saldırıya uğrar...
Bugüne kadar;
İki binden fazla tablo
ve on bine yakın desen üretmiştir BALABAN...
Aynı zamanda,
Yayınlanmış 11 adet kitabı bulunmaktadır...
**********
Yine Usta'sını andığı,
Bir 3 Haziran'dan sonra,
9 Haziran 2019,
Pazar günü;
İstanbul'da,
Tedavi gördüğü Güngören Hastanesi'nde,
"Çoklu organ yetmezliğinden" dedi doktorlar...
Takvim yapraklarında,
Şair Baba'sının ölümünün üzerinden,
6 gün geçmişken;
Aramızdan ayrıldı da,
Ebediyete kadar Şair Baba'sına kavuştu Usta...
Resmin Yunus Emre'si...
İbrahim BALABAN...
Ne çok kayıp verdik!.
Haziran'da ölmek,
Bu kadar kolay olmamalı dostlar!...
Çok özlediği Şair Baba'sının yanında şimdi...
Ruhu şâd olsun...
Anısına ve muhteşem üretimlerine saygıyla...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum